Ahirete İman / La foi en l’au-delà

0
17

 

وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهٖ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ

فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىؕ

 

AHİRETE İMAN

Muhterem Müslümanlar!

İman esaslarımızdan biri de Ahirete imandır. Ahirete iman, üç temel safhadan oluşur ki, bunlar, Kıyamet’in kopacağına, dirilip hesaba çekileceğimize ve ebedi hayata intikal edeceğimize iman etmektir. Bu aşamaları bizlere en güzel şekilde tasvir eden elbette Rabbimiz Allahu Teâlâ’dır. Dolayısıyla bu hutbemde, Kur’an’ın Ahiret ile ilgili tasvirlerini paylaşmak istiyorum.

Rabbimiz, Naziât suresinde, kıyameti “dayanılamayacak kadar ağır ve diğer bütün musibetleri bastıracak ölçüde büyük bir musibet” şeklinde nitelendirdikten sonra şöyle buyurmaktadır: “O büyük felâket geldiğinde; O gün insan yapıp ettiklerini iyice hatırlayacak. Ve görecek olanlara cehennem açık bir şekilde gösterilecektir.

Azgınlık yapan ve dünya hayatını ahirete tercih eden kişi. Cehennem işte onun için tek barınaktır.

Rabbinin huzurunda (hesap vermekten) korkan ve nefsine kötü arzuları yasaklayana gelince, onun barınağı da şüphe yok ki cennetin ta kendisidir.”[1]

Değerli Kardeşlerim!

Sûra üflemekle görevli melek İsrâfil (a.s.)’ın ilk üfleyişiyle birlikte kıyamet kopacak ve kâinattaki varlık son bulacaktır. İkinci kez sûra üflendiğinde ise insanoğlu dünyada yaptıklarının hesabını vermek için tekrar dirilerek mahşere çıkacaktır. İşte bu sahne, çok okuduğumuz ve üzerinde bazen yeterince tefekkür edemediğimiz Yâsin suresinde şu şekilde bildirilmektedir:

“Sûra üflenmiştir. Artık onlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşmaktadırlar. Derler ki: “Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız yerden kim diriltip kaldırdı? Rahmân’ın vaad ettiği işte bu! Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! “Olup biten yalnızca bir ses! Ama ardından onların tamamı, birden toplanmış olarak işte huzurumuzdalar. Bugün hiç kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Sadece yapıp ettiklerinizin karşılığını görürsünüz.”[2]

Aziz Cemaat!

Ahiret dendiğinde belki de ilk akla gelen hesap günüdür. Nitekim hesap günü ahiret safhalarının en önemlisi ve en zorlu olanıdır. O gün, amellerimiz Allah’a arz edilir. Hakkımızda şahitler getirilerek, başta kendi vücudumuz olmak üzere, lehimize veya aleyhimize şahitlik edilir. Bu çetin hesabın neticesinde ise, insanlar cennetle müjdelenenler ve cehennem azabına müstahak olanlar hâlinde iki zümreye ayrılır. Rabbimiz bu sahneyi Hakka suresinde şu şekilde tasvir eder:

“O gün hesaba çekilirsiniz, size ait hiçbir sır gizli kalmaz. Kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki “Alın kitabımı okuyun. Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum.” Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir. Meyveleri kolayca devşirilebilir yüce bir cennettedir. Onlara “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak âfiyetle yiyin için” denir.

Kitabı sol tarafından verilene gelince o, “Keşke” der, “Bana kitabım verilmeseydi de hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! Keşke ölümüm her şeyi bitirseydi! Malım bana hiç fayda sağlamadı. Güç ve saltanatım elimden çıkıp gitti.”[3]

Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ne güzel buyurmuştur: “Allah’ım! Asıl hayat ahiret hayatıdır, asıl mutluluk ebediyet mutluluğudur!”[4]. Rabbimden bizleri ebedi mutluluğa erişenlerden eylemesini niyaz ediyor ve hepinize hayırlı Cumalar diliyorum.

[1] Naziat suresi, 79/34-41.

[2] Yasin Suresi, 36/51-54.

[3] Hakka suresi, 69/18-29.

[4] Buhârî, “Cihâd”, 33; “Ṣalât”, 48.

 


 

LA FOI EN L’AU-DELÀ

 

Mes frères et sœurs !

La foi en l’Au-delà est l’un des six piliers de la foi. Selon la religion musulmane, la foi en l’Au-delà nécessite de croire, tout d’abord, en la fin des temps, puis en la résurrection et le jugement dernier, finalement en la vie éternelle soit au Paradis soit en Enfer. J’aimerais donc vous faire part de certains passages coraniques concernant ces trois étapes.

Concernant la fin des temps, Allah (jj) dit :

« Mais lorsque le grand cataclysme se produira.  Lorsque l’homme de ce qu’il a accompli se souviendra. Lorsque la Fournaise, devenu visible se dévoilera ;

Alors quiconque se sera conduit en rebelle, préférant la vie d’ici-bas, aura, en vérité, l’Enfer, pour refuge.

Tandis que, celui qui, redoutant de comparaitre devant son Seigneur, aura dompté ses passions, c’est le Paradis qui constituera son séjour. »[1]

Mes chers frères et sœurs !

L’anéantissement de l’univers, décrit dans ces versets, ne se manifestera qu’après le souffle d’Isrāfīl (as) dans la Trompe. Lorsqu’il soufflera une deuxième fois dans celle-ci, les Hommes resusciteront afin de rendre compte de leur vie passée sur Terre. Cette scène nous est décrite dans la sourate Yāsīn en ces termes :

« Mais quand il sera soufflé dans la Trompe, ils se précipiteront tous de leurs tombes vers leur Seigneur, en s’écriant : « Malheur à nous ! Qui nous a donc arrachés à notre sommeil ? Voilà que se réalise la menace du Seigneur ! Les prophètes étaient donc sincères ! ». Un seul cri suffira et aussitôt tous les hommes seront astreints à comparaitre devant Nous. »[2]

Mes chers frères et sœurs,

Le jugement dernier est l’étape la plus dure qui attend l’Homme durant sa vie future. Ce Jour, nos actes seront exposés à Allah. Non seulement nos corps mais aussi ceux qui nous entourent témoigneront pour ou contre nous. Ainsi, à la suite d’un jugement lourd et pesant, les Hommes se sépareront en deux : d’une part ceux pour qui la bonne nouvelle du Paradis sera annoncée, et de l’autre ceux qui auront mérités l’Enfer. Cette scène nous est décrite dans la sourate Al-Haqqa :

« Ce jour vous comparaitrez et aucun de vos secrets ne restera caché. Et c’est alors que celui à qui on remettra le bilan de ses œuvres dans la main droit dira : « Regardez ! Lisez mon bilan ! J’étais sûr d’y trouver mon compte ! » A celui-là, une existence heureuse lui sera assurée, dans un jardin haut placé, aux fruits à sa portée. « Mangez et buvez en paix pour prix de ce que vous aviez accompli dans le passé ! »

Tandis que celui à qui on remettra son bilan dans la main gauche s’écriera : « Plût à Dieu qu’on ne m’ait pas remis mon bilan ! Et je n’eusse jamais connu mon compte ! Si seulement ma mort pouvait être définitive. A quoi donc m’ont servi toutes mes richesses ? Et mon pouvoir, s’est-il à donc à tout jamais évanoui ? »[3]

Mes frères et sœurs !

J’aimerais terminer ce prêche par cette merveilleuse parole de notre noble Prophète : « La véritable vie est celle de l’Au-delà ; le véritable bonheur est celui de l’Au-delà. »[4] Puisse Dieu nous permettre d’être de ceux qui atteigne le bonheur éternel dans l’Au-delà.

[1] An-Nazi’at, 79/34-41.

[2] Yasin, 36/51-53.

[3] Al-Haqqa, 69/19-29.

[4] Bukhârî, “Jihâd”, 33 ; “Ṣalât”, 48.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here